O da az yani.2-3 konuşma falan.
Fakat çok şey kattı bana,ne siz sorun ne ben söyleyeyim.
Dünyanın en zeki insanlarını biraraya toplayarak teknoloji,eğlence ve dizayn konusunda bilgiler veriyor.

Ardından sevilen kişinin üzerine titreme başlıyor.Onu yüceleştirirken,yoğun bi enerji birikiyor.Cinsel sahiplenme başgösteriyor,biriyle birlikte olduğunu duysanız çıldırıyorsunuz falan.
Aşkın ana özelliği yoksunlukmuş.Cinsellikten de öte,aşık olduğumuz kişinin bizi aramasını yada bi yerlere davet etmesini istiyormuşuz aslında.
Yapılan bi araştırmada,insanlar sevgililerinin resmine baktıklarında beynin kokain alınca harekete geçen bi bölgesine rast gelmişler.Aşkı bir duygu olarak değil,bir dürtü olarak kabul ediyor.Canımız çok çikolata istediğinde,onu alırkenki isteme duygusu gibiymiş.Yani zihnin yoksunluk çeken parçasından geliyomuş.
Bu arada kadın-erkek ayrımından da bahsetti.Kadınlar ağlarla düşünüyolarmış(biliyoduk zaten hehe).Beyinlerindeki parçalar birbirleriyle daha bağlantılı olduğundan,düşünürken daha fazla veri toplama,karmaşık yapılarla birlikte daha fazla seçenek ve sonuç görüyolarmış.Bütünsel düşünme yani.
Erkekler ise fazlalıkları atmaya,önlerindekileri düşünmeye,adım adım ilerlemeye odaklanırmış.
Neyse...İnsanlar aynı anda birden fazla kişiye aşık olabilirmiş,bu da dopamin seviyesine bağlıymış zaten.Bunu şehvet,aşk ve bağlılığın(ki,doğuştanmış bunlar) her zaman birbirine bağlı sistemler olmamasıyla açıkladı.
Başkasına değil de,"ona" aşık olmamızın nedenleri varmış;
-Zamanlama
-Yakınlık
-Gizem.(Gizem,beyindeki dopamini arttırdığı için gizemli kişilere ilgi duyuyormuşuz)
-Çocuklukta listelediğiniz özelliklere uyan insanlar olabilir(Aşk haritası)
-Bir takım insanlara doğru çekilebilme,bunların tamamlayıcı beyin sistemlerine sahip insanlar olmasıymış.
Yaaaa günün kıssadan hissesi bu.
Diğerlerini de başka postta yazıcam;onlar da iş hayatında kadınlar ve sahiplenme konularıyla ilgili.
Çüüüüzzzz:)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder