24 Ağu 2010

incir çekirdeği

(Saat 05:06)
**Uykum kaçtı.Yemek yeyince mi böyle olur insan bilmem.Birden aklıma geldi sonra,Zeynepin anneanne ve dedesine iftara gidişimiz...
Şu olayı çok seviyorum:Uzun yıllardır tıkırında giden arkadaşlıklarınız vardır ve yıllar sonra iş,artık onların ailelerini de tanımaya gelir.Anne baba kardeşten sonra itinayla diğer akrabalarla merhabalaşılır.Biz de kızlar grubu olarak birbirimizin hemen hemen tüm akrabalarını tanırız.Telefon edilmişse selam yollarız.Görünce muhabbete dalarız.Hatta çaya kahveye gideriz.
Ben bu durumdan ziyadesiyle memnunumdur.
Geçen seneki Kumla maceramızda Zeynepin anneanne ve dedesine oturmaya gittik.Görüp görebileceğiniz en sevimli insanlardanlar.Dede emekli albay ve inanılmaz şeker inanılmaz matrak bir insan.Anneanne de biraz daha arka planda da kalsa iyi niyetli ve benim anneanneme çok benzeyen misafir seven tatlı bir insan.İkisi bir arada inanılmaz bir uyum içerisindeler.
Dedenin muhabbet şahane.Dizinin altında torunları da olunca ve bir de onlar da komik olunca tadından yenmeyecek bir muhabbet dönmüştü.
Zeynep anlatır bende hep gülerim:Bir gün dedesi ve anneannesi gezmeye çıkmışlar ve bir müddet sonra çok yorulmuşlar.Yollarının üstünde de birtek Mahfel varmış fakat o anda yanlarında para yokmuş.Dede anneanneyi götürmüş oraya oturmuşlar."Garson gelicek napıcaz?" demiş anneanne, "Sen bana bırak" demiş dede.
Nitekim bir müddet sonra garson gelip "Buyrun ne alırsınız?" diye sormuş.Dedenin cevabı ise müthiş olmuş:"Sağol evladım niyetliyiz" ahahahahahaha:D:D:D
Alem insan.Çok seviyorum kendisini.Hatta o kadar çok seviyorum ki bu ramazan evlerine yemeğe gittim."Oooo nerdesiniz kızlar?" diye karşılanmak çok hoşuma gitti.Çok eğlenceliydi gerçekten de tekrar teşekkür ediyorum.

(05:22)
**Yiğit Özgür e bayılıyorum.Ama bu böyle facebookta başlayan bir şey değil-çoğu insanın aksine.Kendisini dört yıldır takip eden ve mizah dergilerini atmaya kıyamayan,annesinin zoruyla atabildiklerindense geriye en az yüz elli tane kalan bir insan evladı olarak sanıyorum ki en çok ona bir de Erdil Yaşaroğluna gülmüşümdür.Fakat Yiğit Özgürün yeri ayrıdır.Anneme her okuduğumda kahkahalarla güler sonra o karikatürü alır dolap kapağına yapıştırır,açıp baktıkça daha da çok gülerdik.Karnımız ağırırdı.Birbirinden tamamen alakasız espriler patlatırdı-hala da yapmaya devam ediyor.
O her zaman mizah yapsın biz de her zaman gülelim.Elini eteğini çekmesin bu işten please...

(05:27)
**Tarık bey bakınız,beş dakikada nasıl yazı yazılır:)
Ayrıca da hesabıma göre 1000 sayfayı 1 haftada okumuşum.Pardon:)
Sen yazana kadar ben burda az buçuk adını anayım şu kitabın:"Kürk Mantolu Madonna".Artık başucu kitabım, uzun yol arkadaşım o benim.
Sabahattin Alinin hayat hikayesini biliyordum.Öldürüldüğünü de biliyordum.Ateist olduğunu,Samsun cezaevindeki duvara hani şu "Başın öne eğilmesin" şarkısından yazdığı bir dize için dayak yediğini sonra o dizenin değiştirildiğini de...
Ama hiç okumamıştım.Nasıl büyük bir salaklık yapmışım.
Hayatımda ilk defa şöyle bir şey oldu bana:Daha önce hiç farkına varmayıp bir gün aniden okuma kararı aldığım ve tarzını çok beğenip seri yaptığım yazarlar oldu.Fakat Sabahattin Aliyi okumaya başlar başlamaz bir şeylerin değiştiğini hissettim.Altmış yedi yıl önce yazılan bir eser nasıl oluyordu da şimdiki edebiyatçıların bir türlü anlatamadığı binbir hissi,insanlığı,kadın-erkek ilişkilerini bu kadar güzel bu kadar akıcı, içiçe ve sade anlatıyordu?"Ne kadar farklı düşünürseniz düşünün,yine de erkeksiniz..." derken insanın yüzünü nasıl tebessüm ettiriyordu?Ben nasıl olmuştu da uzun zamandır ilk defa bir karakterin ağzından dökülen isyan cümlelerine "Heh yaa aynı ben" demiştim,içim rahatlamıştı,sanki bir şeyler yerine oturmuştu?
Hepsi bir anda oldu.Okurken bana bir şeyler oldu.Nedir anlamadım.Feleğimi şaşırıp tokatı sağlam yemiş gibiyim.
Kendimi bir açıdan Maria ya benzettim.Erkeklerle olan ilişkisinin bir perdesi benim düşüncelerimle aynı.O da aynı, benim hem bu blogta hemde yıllar yılı ısrarla bahsettiğim;kadının ezik durması ve erkeğin bunu kullanmasını,kadının av erkeğin avcı olma durumunun saçmalığını,kadını sadece bir et parçası olarak gören ve bunu yaradılışı gereği açıklamaya çalışan erkek zihniyetini eleştiriyordu.Bu nedenle sürekli "Ben aşık olamam" diyordu.Kendimi ona bir anda çok yakın hissettim.
Çok cesur bir kafa.Hayatımın en önemli roman kahramanı oldu diyebilirim...
Yaşasın Sabahattin Ali okumak!
P.S:"Kumral ada mavi tuna" mı?Ben önceliğimi Madonnadan yana kullanıyorum.Okumazsan kargo yapıcam söz.:)

Saat 05:45-Şimdi haberleri veriyoruz...

2 yorum:

  1. Resmen gıcık yaratılmışsın ve bu senin doğana yerleşmiş. artık bunu anlamış bulunuyorum. Sabahın beş buçuğunda kalkıp yazı yazı yazma girişimleri tamamen Tarık’ı tahrik etmeye yönelik girişimler. Yemek yedim de hazımsızlık çekiyorum yalanına hiç başvurma! Neyse… Seni böyle sevdik ve bu yüzden de senin bu gıcıklıklarına katlanacağız :)

    Dün de tartıştık ama net bir sonuç çıkmadı.Evet senin de dediğin gibi yazı yazmada bir zorluk yok. Ama yazdığın yazının içeriğine bağlı değil mi biraz da bu? Bana eğer standart bir köşe yazarının yazdığı gibi siyaset yazısı yazdırırsan 1 saat, belki araştırma yazısı olursa, 2 saatte sana bir yazı sunabilirim. Ama bu ülkenin gazete köşelerinde ne kadar kalitesiz insanların çalıştığını sana daha önce söylemiş en azından yazılarımda yazmıştım.Benim amacım onlar gibi birisi olmak değil ki? Yazdığım yazı üzerine günlerce düşünmem benim kişisel kaygılarımın bir sonucu. Çünkü ileri de olur da bir şeyler yazarsam insanlar bu yazıları bulup çıkartmayacaklar mı? Yazıları çıkartıp yüzüme çarpmayacaklar mı?Evet yazı yazmak kolay iş. Ama benim baktığım taraftan değil!!

    Son olarak Kumral Ada Mavi Tuna'ya gelmek istiyorum. Kürk Mantolu Madonna sürekli adını duyduğum ve hevesle okumayı beklediğim bir kitap. Bir kere Sabahattin Ali'nin yazması bile okumak için yeterli... Ancak Kumral Ada Mavi Tuna'yı okuyanlar, o kumral kızın kafalarında nasıl canlandığını hatırlarlar Aras gitmek üzere denize atlarken çıkan o küt sesini yüreklerinin derinliklerinde hissederler. Eğer olur da okursan, Kumral Ada Mavi Tuna başucu kitaplarından birisi olacaktır. Ama sakın benden sana kargolamamı bekleme. Çünkü kitaplar benim hayatım boyunca paylaşmayacağım ender objelerdir. Sevgiler

    YanıtlayınSil
  2. işte bu yazı çok çok ama çok güzel olmuş tebrik ediyorum.
    demekki hem bu kadar mizah hem de ciddiyetle harmanlanmış bir yazı yazabilmen için benim yemek sonrası hazımsızlık yaşamam gerekiyomuş.böylece bir şey daha öğrenmiş olduk bunu bildiğim iyi oldu:)
    dediklerine lafım yok ama sadece madonna hakkında bir şeyş düzeltme ihtiyacı hissediyorum:ben zaten sana kendi kitabımı yollamayacaktım ki yeni bir tane alacaktım.ben de kitaplarımı taa mersine yollamayacak kadar değerli bulurum.sevgiler:)

    YanıtlayınSil