30 Kas 2010

seviyorum ulan!

Üniversite sınavına girdikten sonuçların açıklanmasını bekleyene kadar geçen süre zarfında,"Ulan kazanırsam belki araba isterim" diye düşünmüştüm.Fakat bu düşünce çok anlıktı.Hiç kalpten değildi.Biliyordum,kazansam da istemeyecektim. Nitekim öyle de oldu:Kazandım ve zaten araba dediğin anda "Aaaaa yemek mi yanıyo?" demeye anında hazır bir babaya "Ben zaten araba maraba istemiyorum,alsan da okula onunla gitmem" dedim.
Hala da diyorum,üçüncü yılım bitmek üzere düşünün:)Zaten bu üç yılda muhabbeti en fazla üç kere dönmüştür.
İyiki de olmadı.Olsaydı çok ciddiyim-ister salak deyin ister başka bir şey- onunla gitmezdim okula falan...Zorla mı lan?!

İyiki de olmadı part 2.Çünkü ben okula lise sona kadar on dakikada gittim geldim.Üniversitede ise iki vesait değiştirmek zorunda kaldım.
Kendime meşgaleler çıkardım:Çantamda dergi-kitap-sudoku üçlemesinden biri her daim vardır.Okuldan bir arkadaşım bir keresinde "Zaten senin yanında hep bi dergi bi kitap var,seviyosun" demişti.Biliyolar artık.
Metrolar insanları gözlemlemenin en kolay ve en ucuz yoludur.Nelerle karşılaşmadım ki...Karşına çocuğun biri oturur,ufaklık.Başlar ahahahaahhehhehehh diye gülmeye."Noluyo oğluuuaaamm?" diye soran annesine aldırmadan durmadan bir adamı işaret eder.Uzun bir müddet kimselere aldırmadan öyle bir güler ki tüm metro kompartımanı kopar.Anne hala çocuğunun neye güldüğünü anlamaya çalışıyordur.En sonunda çocuğun ağzından bakla çıkar "Anne bu adam çok şişkoooooo ahahahhehehehehe" ve metro ahalisi pert...

Gece 10da metroda karşılaştığım en acayip hadise,ayakkabısını çıkarıp ayaklarını karşı koltuğa uzatan,dantel örgüsünü örmeye başlayan teyzeydi...

Kavgalar çıktı."Sen bana yol vericeksin ulan adam ol!" diye bağıran yaşlı başlı adamlar vardı.

Penguen okuyodum bir gün.Yan koltuktan beş yaşlarında bir çocuk geldi dergiye bakmaya başladı."Aaa bak burda filler yemek yiyo" "Heheh bak burda tavşanlar konuşuyo dimi?" derken baktım bunun gideceği yok,kucağıma oturttum,en baştan başladık,burda şu oluyo burda şu yazıyo diye anlayacağı dilden anlattım güldük eğlendik.Durağıma geldiğimde dergiyi ona verdim,mütemadiyen "Yavrum gel rahatsız etme ablayı" diyen kapalı annesi,bir dergiye bir bana baktı.Kapağında Tayyipe övgüler(!) vardı,kadın bi huylandı.Gülümsedim ve indim.

Bir gün de sudoku çözerken bir tinerci geldi yanıma,"Ablaaaa şu karşıdaki hocayı da yaz" dedi,biraz bekledi yanımda ve gitti.Evet yanından kaçmadım.

Yan koltuğunda oturduğum adam,okuduğu kitabın adına bakmak için yaptığım akrobatik hareketleri fark etmez sandım ama yanıldım a dostlar.Takım elbiseli gözlüklü entel amca,birden tam diş gülerek "Al kitabı al" dedi uzattı.Gülümsedim aldım baktım,siyasi bir kitaptı 70li yıllara ait."Eski basım" dedim falan,sonra ben bir kitap çıkarttım ama o sadece göz atmakla yetindi:)

Geçenlerde de karşıma bir apaçi stayla oturdu dedim ulan çekmeliyim fotoğrafını.Çektim de uyuklarken.Ahanda bu.Telefonuna bakmıyo orda aslında,uyuyo canolar uyuyo.


Şimdi söyleyin bana,böyle anılar yaşamak varken insan neden arabayı tercih eder ki?
Bok var sanki arabada be.Alın tepe tepe kullanın valla benim yerime.İşe başlayana kadar cefa da çekerim,1 saate de katlanırım nolucak ki lan...
Daha karşıma ne acayip insanlar çıkar kimbilir.Of eğlencenin dibine vururum kesin.
Baba yemek yandı,koş!



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme